Deri Değiştirme Olayı
December 13, 2005
Bir kerevitin vücudunu örtmekte olan kitin özelliğindeki sert kabuğun, diğer yüksek organizasyonlu hayvanların kemik iskeletlerinde olduğu gibi, giderek büyümesi ve genişlemesi söz konusu değildir. Bu nedenle kerevitlerin büyüyebilmeleri için mutlaka eski kabuklarını atıp, yeniden daha geniş bir dış kabuk oluşturmaları gerekir. Eski kabuk tamamıyla atıldıktan sonra, büyümenin gerçekleşebilmesi için, hemen yeni bir kabuk oluşturulmaz. İşte bu iki kabuk arasında yumuşak et yığını şeklinde geçen hareketsiz bir dönem vardır ki genellikle bu dönemdeki hayvanlara “yağ kereviti” adı verilir.
Deri değiştirmeye başlamadan bir kaç saat önce, kerevit ayaklarını birbirine sürtmeye başlar, sırt üstü yatarak kuyruğunu kıvırıp birdenbire açma davranışları gösterir. Bu sırada, antenleri de kuvvetli bir vibrasyon yapar ve bu hareket önden arkaya doğru vücudun bütün kısımlarına aynı şekilde iletilir.
Abdomenin birinci segmenti ile, karapaksın posteriyor ucunu birleştiren dış iskeletin yumuşak zarımsı kısmı yırtılır, böylece vücudun etli kısmı dışarıya çıkarılır. Bunun yerine , koyu kahverengi görünüşte ve yumuşak özellikte yeni bir kabuk meydana getirilir. Kabuğunu yeni atmış olan kerevit, 5-7 gün kadar hareketsiz bir şekilde kalır ve her türlü korunmadan da yoksundur. Daha sonra eskisinden biraz daha geniş olan yeni bir kabuk oluşturulur. Öncelikle vücudun ön tarafını oluşturan baş ve toraks bölgeleri sertleşir, gözler ve diğer ekstremiteler giderek sağlamlık kazanır. Renk ise yavaş yavaş eski kabuğun rengine dönüşür.
Deri değiştirme olayında, eski kabuğun çıkarılarak atılması bireye göre 15dk.’dan 2-3 saate kadar sürebilir. Kabuğunu atmış bir kerevitin yeni oluşturulan derisi 1-3 gün süreyle tamamen yumuşak kalır.
Deri değiştirme sırasındaki bu kritik periyotta, kerevitin kendisi hiçbir şekilde beslenmez. Dolayısıyla hareketsiz ve yumuşak olduğu için de, diğer predatör ve karnivor hayvanlara yem olmaktan kurtulamaz. Ancak yeni deriyi oluşturduktan 2 gün sonra yavaş da olsa kaçıp kurtulma davranışları gösterebilirler.Deri değiştirmeler genellikle suyun zemininde gerçekleştirilirse de, bazen suyun yüzeyindeki deri değişimlerine de rastlanabilir. Böyle durumlarda, kerevitin suyun üstünde kaldığından, su akıntılarıyla sürüklenmesi söz konusu olur.
Kerevitler genellikle birinci yılda 5-8 defa, ikinci yılda 3-4 defa, üçüncü yılda 1-2 defa, olgunluğa eriştikten sonra da dişiler yılda 1 defa, erkekler ise yılda 2 defa deri değiştirebilirler.
Ergin haldeki bireylerin deri değiştirmeleri genellikle yaz periyodunda gerçekleşir. Fakat erkekler İlkbahar aylarında da deri değiştirebilirler. Deri değişiminin en yoğun olduğu aylar Temmuz-Ağustos-Eylül aylarıdır. Ekim başından Nisan sonuna kadar genellikle deri değiştirme olmaz veya çok nadir olarak erkeklerde gerçekleşebilir.
Ve son olarak yumur- taların açılmasından bahsedelim. Embriyonun yumurta ların içindeki gelişme süresi uzun periyoda ihtiyaç duyar. Türlere ve ortamın sıcaklığına bağlı olarak, ilkbaharın sonunda veya yaz başlarında yumurtalar açılmaya başlarlar. Yumurtalar açıldığı zaman genellikle iki midye kabuğu şeklinde ayrılırlar. Yumurtadan çıkan
Genel olarak larvalar yumurtadan çıktıktan sonra aşağı yukarı 15-20 gün süre ile annelerine yapışık kalırlar. Bu dönemden önce annelerini terk etmiş olanlarda ise daha fazla bir ölüm meydana gelir. İlk deri değiştirmeden sonra bile zaman zaman annelerinin yanına yaklaşarak onun koruyuculuğuna sığınmaya çalışırlar. Bu durum 20-25 gün sürer ve sonunda tamamen serbest hale geçerler. Aksi halde annelerinin şiddetli kuyruk darbeleri ile silkelenerek serbest hale geçmeye zorlanırlar. İlk doğuşta kerevit larvaları grimsi-beyaz görünümde olup, büyük bir çevikliğe sahiptir. Bu nedenle öne veya arkaya doğru büyük bir hızla hareket edebilirler. İlk günkü boyları 1- 1,5 cm. civarındadır. Birkaç hafta sonra 2 cm ‘ye ulaşırlar. Çünkü bu süre içinde 1-2 defa deri değiştirebilirler. Sonuç olarak kerevitler diğer hayvanlar gibi düzenli bir şekilde gelişme göstermezler. Bu durum bütün krustaseler için de söz konusudur. Çünkü kerevitlerin vücudu etli kısımlarını koruyan sağlam bir dış iskelet ile örtülmüş durumdadır. Fakat bu iskelet, gerektiği zaman değiştirilebilen geçici bir elbise şeklinde olduğundan ancak kabuk değişimi sırasında büyüme gerçekleşebilir.
Tatlı su istakozlarında yumurtlama periyodu iklime bağlı kalmak şartıyla, Ekim ayının sonlarından Aralık ayının sonuna kadar sürebilir. Bu üreme dönemi aynı zamanda türlere göre de farklılıklar gösterir. Fakat genel anlamda bütün kerevitler Sonbahar-Kış aylarında yumurta bırakırlar. Yumurtalar döllendikten ve dişinin yüzme bacaklarına yapıştırıldıktan sonra, kerevit yumurtalarını herhangi bir riskten korumak amacıyla, kuyruk kısmını içeriye doğru katlayarak abdomenini yuvarlak bir duruma getirir. Oviduktan çıkan yumurtalar başlangıçta oldukça yumuşak yapıdadır ve akışkan bir sıvı içinde yüzerler. bu nedenle de hafif bir basınçtan kolayca deforme olabilirler. Bu yumurtalar kısa bir süre için serbesttirler. Daha sonra karın bölgesine doğru sevkedilir ve kümeler halinde toplanırlar. Zira yumurtaların çevresindeki bu akışkan sıvı, su ile temas ettiği anda yapışma özelliğine sahiptir. Su ile temasta derhal kalınlaşır ve kısa zamanda şekilsiz ve kahverengimsi görünüşlü ince bir zar haline dönüşür.
Yumurtalar etrafındaki sağlam ve koruyucu bir kılıfla sarılmış olduklarından, sert bir zemin üzerinde düşseler bile, adeta bir cam bilye gibi sıçrarlar fakat kırılmazlar. Kuluçka süresi çok uzun olup, 6-7 ay kadar sürebilir. Mayıs ayı içinde yumurtaların önceki renkleri yavaş yavaş değişir. Bu sırada yumurtalar kırmızımsı bir renk alır ve yarı şeffaf bir görünüm kazanırlar. Embriyonun hareketleri ve gelişimleri henüz kabuk altındayken bile görülmeye başlar. Uzun süren bu kuluçka döneminde yumurtaların büyük bir kısmı değişik nedenlerle yok olabilirler. Eğer kuluçka sırasında aşırı yağmurlar yağar ve şiddetli fırtınalar söz konusu olursa, sellerin getirdiği yabancı maddeler yumurtaların arasına dolarak onların hareketlerini sınırlandırır, dolayısıyla oksijenlenmelerini zorlaştırırlar. Bunları temizlemek için de dişi kerevitler büyük gayret sarfeder. Eğer suların çekilmesiyle oluşan kurak periyot uzayacak olursa kerevit yumurtaları yine büyük zarara uğrayabilirler. Çünkü uzun süre susuz bir ortamda kalan yumurtaların açılma yetenekleri biraz daha azalır. Eğer Mayıs ayı içerisinde sularda aşırı bir bulanma söz konusu olursa, yumurtaların açılma oranları iyice azalmaktadır. Diğer taraftan çeşitli parazitler ve predatörler de döllenmiş yumurtalara önemli zarar verebilir.
Çıplak gözle yapılan incelemelerde bile embriyonun hareketi rahatlıkla farkedilebilir. Bundan yaklaşık 1 ay sonra ise renk frenk üzümünün rengine döner ve embriyonun bütün hareketleri izlenebilecek duruma gelir. Örneğin bu seviyedeki bir yumurta avuç içine alınacak olursa, bir bilye gibi her tarafa hareket edebildiği görülür ki bu durum, ince bir kılıf içerisindeki kerevit larvalarının iyice artmış olan hareketlerinden ileri gelmektedir.


Şimdi bu kerevit denen varlık tatlı suda yaşar. Bilmiyorum biliyor musunuz.
Merhaba. Burası kerevitlerle ilgili bilgiler içeren bir blogtur. Burada kerevitlerle ilgili ne isterseniz bulabilirsiniz (zamanla tabi). Kerevit dediğimiz bu canlı özellikle Kuzey Amerika, Avrupa ve Avustralya’da yetiştirilmektedir. Onlara tropikal bölgelerden kutup bölgelerine kadar rastlayabiliriz. 500′den fazla türü olan bu canlı, Amerika, Yeni Gine, İspanya, Türkiye ve Çin’de ticari geçim kaynağı olarak kullanılmaktadır. 1980′lerin başında Türkiye’de ‘Kerevit Vebası’ meydana gelmiştir ve bu veba Türkiye’deki kerevit yetiştiriciliği üzerinde olumsuz bir etki yaratmıştır.